5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali

 

Savaşların ve yeni göç dalgalarının gölgesinde, 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film
Festivali’ni karşılıyoruz. Bu yıl da İngiltere’den Japonya’ya, Fildişi Sahili’nden Filistin’e,
Fransa’dan Kenya’ya, Almanya’dan Kolombiya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan, toplam
27 farklı ülkeden 46 film, Institut français’de izleyiciyle buluşacak. Programımızda
belgesel, kurmaca, deneysel ve animasyon türlerinde eserler yer alıyor. Gösterimlerin
yanı sıra film ekiplerinin özverili katkısı sayesinde söyleşiler de gerçekleşecek.
Uzun zamandır tarihin en kalabalık zorunlu nüfus hareketlerine tanık oluyoruz. Göç
ve mültecilik yarattığı insani temelli sorunlar bir tarafa bırakılarak salt, bir politika ve
ekonomi konusu olarak ele alınıyor. Mültecilerin her birinin ‘’eşsiz’’ olduğu, her birinin
bambaşka bir öyküsü olduğu görmezden geliniyor; ait olduğu sınıf, etnik köken,
din, mezhep, kültür ve ulusal aidiyet çeşitli kirli politikaların malzemesine dönüşüyor.
Göçmen ve mülteciler, ülkelerini terk edip başka bir ülkenin topraklarına geçtikleri
andan itibaren kendi insanlıklarından ve geçmişlerinden soyutlanarak bir iç politika
malzemesine dönüşüp, uluslararası ‘tehdit’ söyleminin parçasına indirgeniyor. Biz;
sinemanın, filmler aracılığıyla aktarılan hikayelerin tüm bunlara bir meydan okuma
olduğuna inanıyoruz. Mülteci Film Festivali, mültecilere yönelik düşmanca tutumla,
ırkçılıkla mücadele eden derneğimizin çalışmalarının bir parçasıdır. Yalnızca bir sinema
etkinliği değil; yerinden edilmiş milyonlarca insanın sesine kulak verme çağrısı,
birlikte yaşamanın, dayanışmanın ve insan onurunun hatırlatıldığı bir buluşma alanıdır.
Bugün Amerika ve İsrail’in saldırgan emperyal politikaları bu krizi derinleştirerek
insanlığın geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Filistin, Venezuela,
Lübnan, İran ve muhtemeldir ki festival günlerinde daha da çok gündemimize girecek
olan Küba… Ve tüm bu süreçlerin bedelini yaşamlarıyla ödeyen sayısız insan…
Bu saldırganlığın halkların özgürlüğü ya da demokrasiyle bir ilgisi olmadığı açıktır;
söz konusu olan, emperyal hedefler uğruna insanlığın yok sayılmasıdır. Bu savaşlar
karşısında açık bir tutum almak, hiçbir gerekçeyi bu saldırganlığı meşrulaştırmanın
aracı olarak kabul etmemek bugün en temel insani sorumluluklardan biridir. Hem
yerel baskıcı rejimlere karşı çıkmak hem de emperyal şiddetin ‘özgürleştirici’ olduğu
yanılsamasını reddetmek mümkündür. Yeni mülteci dalgalarının yaratılmaması ve
insanlığın geleceğine dair umudu canlı tutabilmek ancak bu duruşla mümkündür.
Bu buluşma, Halkların Köprüsü Derneği’nin çok sayıda üye ve gönüllüsünün
özverili emeğiyle hayata geçiyor. İzleyeceklerimiz, aynı zamanda yaklaşık bir yıllık
yoğun bir çalışmanın somut karşılığıdır. Emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür
ederiz. Bu yıl da halkların ezgilerini bizlerle buluşturan Halkların Korosu’na; festival
afişimizi tasarlayan Barış Can Avcı’ya; filmlerin Türkçe altyazılarını hazırlayan
dostlarımıza; desteklerinden ötürü Goethe-Institut İzmir’e ve her yıl olduğu gibi
festivalimize ev sahipliği yapan Institut français İzmir’e teşekkürlerimizi sunarız.
Ve elbette en büyük teşekkür, filmleriyle beş gün boyunca bizi sinema salonlarında
bir araya getirecek olan tüm film ekiplerine… Yer yüzünü hepimizin evi kılabilmek
için sizleri 5. İzmir Uluslararası Mülteci Film Festivali’ne davet ediyoruz.

Halkların Köprüsü Derneği

Comments are closed.